19 Ocak 2013 Cumartesi

Savruldum rüzgarda.

 İnsanların hayatlarını sürdüre bilmesi için bazı doğa olayalarına  gereksinimleri vardır . Yağmurun yağması sonucu olarak doğal yaşam kaynağımız olan suyumuzu oluşturmasına, güneşin 12 saate yakın günümüzü aydınlatıp , ısıtmasına , rüzgarın bitkilerin üremesine yardım etmesine, enerji  kaynağı olarak kullanılmasına heeep ihtiyacımız vardır. Bunlar ilkokul bilgilerimiz evet. Kabullenmek istemedim şey benim dengemi bozmaları :Yağmur yağdığında bunalıma giriyorum resmen. Kötü anılarımı hatırlayıp hatırlayıp ağlıyorum. Yağmur bereket demektir benim içinde burukluk. Rüzgar da beni benden alıyor saçımı oradan oraya savuruyor ya çıldırıyorum. Geçenlerde nasıl bir rüzgarsa bence kasırga küt 2  adım uçtum resmen savruldum . Annem dalga geçiyor ceplerine taş dolduralım uçma kuş gibi diyerek. aklıma da yatmıyor değil hani. Rüzgar demişken küçük kum tanelerinin gözlere, ağza burna kaçmalarını saymıyorum bile. Böyle anlarda rüzgarlığın günü kurtardığını söyleye bilirim. Bir kaç rüzgarlık önerisi olarak :

 Pull & bear da keşfettiğim içlerinden birini aldığım rüzgarlıkları önere bilirim. Spor giyinmeyi seven bayanlar için günü kurtara bilirler. Hem şık hem çok cici.
Converse'nin de bu sene için güzel rüzgarlık tasırımları mevcut:
Bir çok firmanın rüzgarlık çeşitleri mevcut benim dikkatimi çeken bu iki firmanın renkli rüzgarlık çeşitleriydi. Benim için idealler yeşilli, sarılı, morlu, fosforlu seçenekleri de mevcut stokların da tükenmeden alın derim  . En azından benim  saçlarımı oraya buraya savrulup insanları kör etme olasılığını yok ettiler:)

 Bu mudur? benim rüzgar nefretim.
 Bu mudur? benim rüzgar önlemim.
 Bu mudur? benim rüzgarlık seçimlerim?

16 Aralık 2012 Pazar

Dede sakalı.

 Ruh hali değişken olan bir insanım. Anım dakikama , dakikalarım saatime . saatlerim hiç bir zaman ruh halime uyum sağlamıyor. Şöyle ki : küçüçççük şeylerden çok tutkulu şekilde mutlu olurum fakat toplu iğne başı kadar şeylere adam öldürürüm , kıyamet kopsa çay içerim gamsızlıktan , dışarıdan ses gelse hırsız değil uzaylılar geldi sanırım .  Aslın da ben dede sakalına bile ( bana göre dede sakalı halk arasında; pamuk şekeri) mutlu olurum.
 Benim için dede sakalı demek şımarıklık yaparak babamın omuzlarından inmedim 2-6 yaş aralığım demek , pazarda annemle alışverişe çıktığımızda dede sakalına 'bakıcaaam' diye kaybolmam demek , dede sakalı demek dedişimin ananeşimin elinden tutup saatlerce gezmem demek. Her dede sakalı gördüğüm de helikopterle dünya turuna çıktığımı bile hayal edebilecek kıvama gelirim. Çocukluğumdan yaşlılığıma her pamuk şekeri gördüğümde ellerimi birbirine kavuşturup ne olur bana dede sakalı alalım diye çığlık atacağımı  bilerek yaşıyorum . Yaşattırıyorum yanımdaki her insana. Beni seven , dede sakalı alsın bana.

 Bu mudur? benim dede sakalından da olsa mutluluğum?
  Bu mudur? benim anlık mutluluğum?
  Bu mudur? benim kıyamet anlayışım?

27 Ekim 2012 Cumartesi

Savurgan biriyim.

 Savurganım. Para bulduğum zaman harcarım. Cebimde param olsun soluğu alışverişte alırım. Giymesem de alırım bir şeyler üstüme başıma.
 Çok büyük bir kalbim varmış gibi de hissettim an herkesi severim. Arkadaşım çoktur bu yüzden . Karşılıksız severim. Ohooo sevilmicek insanları bile seve bilen bir kalbim vardır. Kimse sevmez arkadaş grubumdan birini ben deli gibi sahip çıkıp severim. Sevgi konusunda da savurganım buraya bağlıcaktım.
 Zaman konusunda da savurganımdır hiç tereddüt etmeden paylaşırım. Bir arkadaşımın canımı sıkkın sabaha kadar konuşa bilirim onunla , teselli ederim , aklımca öğüt veririm en olmadı sarılıp uyurum. Sevdiğim insanla bir ömür geçire bileceğim zaman dilimini bana söyleseler şimdiden, planlayıp program edip uygulamaya koyarım. O kadar psikopatım.
 Aşk konusunda pek savurgan olamıyorum. Aşık olduğum insan bir benim olmalı bir benim yanımda olmalı istiyorum. Kısıtlayıcı değilimdir kısıtlanmaya da hayattttta gelemem hemen kanlı bıçaklı olurum ama aşk girince araya 'bana neler yapacağını söylermisin bugün' moduna geçiyorum. Antenlerimi açıp tehlikelere karşı gardımı alasım geliyor. Kim tehlike zili çalsa hem bana hem ona hayatı zorlaştırıyorum ya ben ya o kaybedinceye kadar. Genelde ben kaybediyorum ama gurura yenik düşemem sonuçta. Ben bir kerede aşık olmuyorum ki aynı adama defalarca kez aşık oluyorum. A dese a sına z dese z sine aşık oluyorum. Bunu bir kez yaşamış olsam da hala yaşıyorum. Hayatımda ki insana onlarca kez aşık oldum. Her ne yaşamış olsak da.   Her kim ne demiş olsa da . Aşk zor iş bir kere iki kişi arasın da sen ve o vardır; Ali , Fatma veya Hayriye ye yer yoktur. Yer olmadığı zaman aşk yaşanıyor ya gerçekten.Dünya renk cümbüşüne dönüyor zaman duruyor geriye kahkahaalar ve eğlenilen yer kalıyor. Seviyorum aşk da savurgan olmama mı az da olsa çünkü böylesi daha güzel.  Hayat anlamlı olduğunu gösteriyor. Bebeklikte olsan, gençlikte olsan , sevgililikte olsan hayat güzel oluyor. Kendim oluyorum , kendim olmayı da seviyorum. Biliyorum süper kahramanım da beni seviyor.
 Güven konusunda da savurgan olduğum aklıma geldi birden. Her önüme gelene pat güvenirim. Resmen, annem bana güven duygusunu pazardan almış. Hayatıma giren herkese güvenmeye çalışırım çünkü güven koşulsuz mutluluğu getirir. Eve gelen sucuya güvenmesem nasıl içe bilirim o suyu gönül rahatlığıyla? Arkadaşlarıma , aileme , iş arkadaşlarıma , sevgilime koşulsuz güvenirim kısacası. Bu yüzden çok kalbim kırılmış olsa da bir türlü akıllanmadım.
   Bu mudur ? benim savurganlığım?
   Bu mudur? akıllanmaz yanım?
   Bu mudur? aşkımın savurganlık  tanımı?

3 Ekim 2012 Çarşamba

Korkularım.

 İnsan korkularıyla  nasıl yaşar? Sevilmemekten korktuğum kadar hiçbir şeyden korkmuyorum. Hayatım da çok sevip sevilmediğim olmadı. Olursa ? Ya da olmuşsa?
 Ağlamak isteyip ağlayamamaktan da çok korkarım. Gözyaşlarım süzülmediğin de yanaklarımdan, sanki bir daha atmıcakmış gibi ağrıyor kalbim.
  Aşık olduğumda, aldatılmaktan da korkarım. Söz biter o anda, aşk biter , sevgi yok olur ve o gider.
 Yalan söylemekten de korkarım . Söylediğim yalanı unuturum, doğrusunu elbet söylerim çünkü  .
 Yaralı kalple yaşamaktan da korkarmışım. Her nefes alışımda içim yandığında anladım. Yaran kanar, o yanan ateşi söndürmez kanın ama daha çok körükler yaranı. Canın acır ama susarsın bazen. Susman gerekir. İçine atarsın sustuğun ne varsa. Söylersen yaranı bir açarsan leş sinekleri doluşur yarana bilirsin susarsın.
  Korkak mıyım neyim? Aslın da palyaçolardan da çok korkarım. Başı boş köpeklerden de. Hemcinslerimden de çok korkarım şeytan nefesi var hepimizde ne de olsa. Uyurken deprem olmasından da çok korkarım. Yemek yerken yemeğin  boğazıma kaçmasından da korkarım. Savaş çıkmasından da çok korkuyorum. Ailemi kaybetmekten de çok korkuyorum. Korkağım.
  İnsan korkularından uzak durmalı derdi dedem. Ama korkularımla yüzleşmem gerekmez mi?
 Bu mudur ? benim korktuklarım.
 Bu mudur? kendime eziyet ettiğim korkularım?
 Bu mudur? korkaklığım.

23 Eylül 2012 Pazar

Ah ah sonbahar.

 Sonbahar.. Bir çok ilişkinin bittiği , bitten ilişkilerin yeşerdiği , yeni aşkların başladığı , göçmen kuşların oradan oraya göç ettiği , öğrencilerin yuvalarından uçtuğu , havanın soğuk gri bir hal aldığı , sokakların sarı kahverengiye büründüğü bir mevsimdir.
  Neredeyse bir ayını arkamızda bıraktık sonbaharın.. Etkisini yeni yeni belli etmeye başladığı da aşikar. Artık ne kışı kış gibi yaşaya biliyoruz ne de yazı yaz gibi sonbahar da ilkbahar da geçiş mevsiminden daha çok bütünleştirici mevsimler olmaya başladı.
 Benim çok sevdiğim bir söz vardır. 'İlkbahar  da başlayan aşklar sonbahar da son bulurlar.' Ben bu söze ne kadar çok inandım yıllarca.. Ne kadar inandıysam da çevrem de hep gözlemledim. Şimdinin modası sonbahar aşkları oldu. Canım dostum aşık oldu , kardeş kanım aşık oldu .. Ee ben affetmeli delisiyim. Bu söze inancımı kaybetmekte istemiyorum. Karşı bir söz değil dayanak olarak 'Sonbahar da başlayan aşklar, son bulmazlar.' desem olmaz mı sanki? Olur olur çok da güzel olur bence. Hem sözümü çürütmemiş olurum hemde canlarımı üzmemiş olurum. Bakalım çevremde ki ilişkiler bu sözümü doğrulayacak mı?
 Sonbaharı sevmezdim aslında.. Yağmuru sevmem , hep ölümü hatırlatır bana, kaybettikleri mi.. Yağmurun suçunu sonbahara yükledim yıllarca. Rüzgarı severim aksine. Beni sokak sokak gezdirir. Saçlarımı neşelendirir. Dökülen yaprakları var bir de ağaçların .. Yeniden doğuş için hazırlık mevsimi..
 Sonbaharı sevmeye başlamışım aslında...
 Bu mudur? benim sonbahara bakış açım.
 Bu mudur? sonbahar inanışım.


7 Ağustos 2012 Salı

Melektim.

 Susmayı bilmeli bazen. Uzaktan seyretmeli hayatı. Afakanlar bassa da , her gece ağlayarak uyusa da tek sarıldığı varlığı yorganı olsa da susmalı. Zordur susmayı bilmek. Öğrenmek.
 Güçlü durmak değilmidir her darbede ayakta kalmak? 
 Var gücünle hayatta kalmak zordur.
 Düştüğünde yanında durucak kişiler yoksa yalnızsındır. 
 Düştüğünde yanında duruyormuş gibi yapıp çekip giden insanlar varsa salaksındır.
 Hala keşke yanımda olsa dediğin insanlar varsa acizsindir.
 Birini deli gibi sevip piç gibi ortada bir başına elleri bomboş , gözleri yaşla kalmışsan bitmisindir.
  
 Çok saftım. Polyannacılık oyunum vardı benim. Ön gitti, arkayı kurtardım diye sevinirdim. Salaktım. Büyüdüm. Gördüm yalanı , aldatmayı , aldatılmayı , mutsuzluğu.
 Mutluluğu bulamadım hala. Düşünüyorum mutlu oldum mu hiç? diye . Olur gibi oldum. Biliyorum artık ben hiç sevilmemişim. Biliyorum artık kimseye tam aşık olamamışım. Olsaydım eğer 'o' hala benim olurdu. Gitmesine izin vermezdim. Gitmezdi ki zaten. 
  Bitmiş,gitmiş davanın yası tutulmaz derler. Hiç ağlamadığım sonlarım oldu benim. 
  Melektim ben. Boynumda ki kolye gibi kanatlarım , başımda halkam vardı. Halkamı gidenin boynuna astım ki geri arkasına dönüp bakamasın diye. Bakarsa dayanamam. Kanatlarımın da birini kopardım bugün gömdüm bir güzel de bahçeme. Diğerini hala saklıyorum uçmaya çalışsam uçamam, yarımım çünkü . Saklanmaya çalışsam kanatlarımın biri yok. Uçsam gidenlerin yanına tek kanatla sevmezler beni. Beyaz yerine siyaha da boyadım bir güzel tek kalan kanadımı .. Ürksünler yaklaşamasınlar yanıma diye.
  Hem beni sevecek insan siyahıma beyazıma gelmez ki. 
  Ben bir melektim.. Artık neyim ben bile bilmiyorum. Bilen kimse gelsin alsın beni hayatına. Meleksem kanatlarımı taksın. Bebeksem pışpışlasın. Çocuksam bana balon alsın. Büyüksem iki fincan kahve alıp gelsin. Ya hiçsem diye korkuyorum.. 
  Bu mudur? Benim son kalan kanadım. 
  Bu mudur? Son çırpınışım.
  Bu mudur? Kalp kırıklığım. Saflığım.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Benim inandığım bir hikayem ve hayatı irdelemem var.

 Hayatı irdelemeye başladığım şu günler de ele aldığım bir konu; sevgilisiz hayat. Anacım benim sevgilim olamaz o kişi hayatım olur. Sabah uyanıyorum o , kahvaltı edicem pıtır pıtır yanına giderim , dersim biter pıtır pıtır yanına giderim , evden izin alırım pıtır pıtır ona giderim , konser olur yalvarırım ona götürmez , dışarı çıkıp eğlenmek isterim o istemez çıkamam , arkadaşlarımla görüşmek isterim nezaket gereği onu da çağırırım , uykum gelir onun uyumasını beklerim  ne bileyim sıkıntım olur ona söylerim , ona ağlarım , ona kızarım ,ona triplenirim . ona bağrırım , ona gülerim falan filan. Benim sevgilim olursa böyle psikopat olurum ben.
 Sevgilim yok hayat benim. Uyanırım işeme giderim , dersime giderim , arkadaşlara hadi go kard gidek mi ya hadi be yavrum derim atar kafa giderim , hadi hadi çıkalım bu akşam dedikodu yapalım derim yaparım , otururum bi yere mal mal ona buna bakar yorum yapar gülerim saatlerce , görüşemediğim insanlarla canlı ciğerli olurum bir günde , istediğimi giyer , istediğimle görüşürüm , eve çıkarım , şehir dışana giderim , kız kıza tatile giderim , canım ister 22.00 da canım ister 05.00 da uyurum bunları keyfim bilir. Ben bilirim.
 Dünyam küçüktür benim. Evim , işim , arkadaşlarım , derslerim ve ailem vardır sadece benim için. Hayatıma dahil olucak kişide bana ayak uydurucak biri olmalı. Hadi yoga yapalım dicem çat önüme mumlarımı , tütsülerimi koyup camları kapamalı , uçurtma uçaralım mı diye sorduğum da  rüzgarlı günü bulup uçurtmamı hazır etmeli , bisiklet sürelim baştan sona şehri gezelim dediğimde hadi hadi diyip beni gaza getirip benimle şehri turlamalı , sıkıldım ama ben dediğimde bana istanbul ,izmir ankara gibi şehirler sayıp bilet almalı . Ne bileyim ben böyle ben çok şımarık olup bebiş gibi konuştuğum da benimle bebek olmalı , ağladığımda benden önce gözleri dolmalı , komik bişey olduğunda benle aynı anda gülmeli , şarkı söylediğimde bana eşlik etmeli , benimle alışveriş yapmaktan zevk almalı, benimle herşeyi paylaşıcak kadar cesur olmalı. Olmalı da olmalı. Aslında bunları sıraladığımda çok şey istermişim gibi görüne bilir ama küçücük bunlar , bir ilişki de olması gerekenleri istiyorum. Olması gereken bu çünkü.
 Yalansız kimse yok. Herkes çekip gidebilir. Aldata bilir. Sırrı olabilir. Parasız olabilir. Zengin olabilir. Gamsız olabilir. Duygusal olabilir. Duygusuz olabilir.
 Herşeye rağmen herkes sevebilir , aşık olabilir , güvene bilir ve birlikte olabilir.
 Bir hikaye duymuştum; insanlar çift yaratılırmış ve dünya ya eşinizin ruhunu bulmaya gelirmişsiniz . Bu ruh öyle birinin içine yerleşirmiş ki o ruhu bulduğunuzda tüm eklemlerinizin bir puzzle gibi birbirine yerleşirtiğini anlarmışsınız. Artık bir bütün olurmuşsunuz. Tanrı , Adem ve Havva'yı da çift yaratmış yasak elma onları ayırıp dünyaya gönderdiğinde, Tanrı da onları dünyada ayırmış. Tanrı onlara ceza vermiş yıllarca birbirlerini aramışlar ve sonunda bulmuşlar..  Bu hikayeye çok inanırım. Bir gün o boşluklarımı tıka basa doldurucak birine aşık olucağıma inanırım.
 Bu mudur? aşkın hikayesi.
 Bu mudur? benim aradığım hayat.
 Bu mudur? sevgilisiz hayat.