20 Şubat 2013 Çarşamba

Saçma mutluluğum , mutluluğum.

 Hastalıklarla savaşıp döndüm hayata. İnsanın ruhu bile hasta olabiliyormuş. Midesinde yaralar bile çıkıyormuş. Tansiyonu yerlere iniyormuş da cup çıkıyormuş. Çok sevdiği yiyeceklerden zehirlene biliyormuş.
Kafasından aptal saptal şeyler kurup inanıp öfkelenip sevdiği insanları bile darlıya biliyormuş. İnsanlık hali işte canım geçiyormuş.

Her karınlık gecenin ardında aydınlık vardır.

Bu söze inanın. Bu kadar karanlık , depresif , pasif ve yorgun günlerimin ardından mutlu hayatıma geri döndüm. Aslında işin sırrı karanlık diye bir şeyin olmadığıymış.. Gölge bile aydınlığın eseridir. Karanlık korkaktır hep aydınlığa sığınır. Tıpkı ürkek bir çocuğun annesine sığındığı gibi. Neyse felsefe yapmayalım.
Mutlu olduğumun farkına bir gülümsemeyle, bir seni seviyorumla ,bir öpücükle , bir notla , bir anıyla , bir konuşmayla , bir falla ne biliyim bir yıldız kaymasıyla bile anlayabilirdim anladım da. Mutluyum çünkü nefes alıyorum. Sevdiğim insanlayım. Sevildiğim insanlayım. Ailemleyim. Arkadaşlarımlayım. İstediğim okuldayım. Sebepler çoğalır sayıldıkça. Mutluyum yeşil çayıma limon atıp içebiliyorum. Mutluyum istediğim kadar şımarıklık yapabiliyorum. En önemlisi kendim olduğum için mutluyum.

 Düşünün kendini kaybedip ota boka saranları. Kendini kesenleri. Kendini uyuşturanları. Yanındakinin kafasını ütüleyenleri. Bedenlerini sevgi görebilmek için kullananları. Yalanlara sığınanları. İlgi çekebilmek için saçma sapan rollere girenleri. Ne gerek var ?  İnsan kendi olmadığı zaman bunlara başvursa ne olur başvurmasa ne olur? Git öl bir boşluktan at kendini. Kişiliksiz insanlara katlanabilirliyim -1325306804 'dir.

    Her insanın yaşaması gereken bir rol vardır hayata.

 Bazen ya çaresizi oynarsın . Bazen de zoru. Bazen de mükemmeli oynarsın. Bazen de suskunu. Bazen süper kahraman olursun. Bazen de dilenci. Bazen adalet savaşçısı . Bazen de bezi ıslanmış bebeği. Bu hayat sonuç da ne gösterecek sana bilemezsin. Hayatı içine almazsan figüran bile olamadan yitip gidersin 2 3 günlük ömürde. İnsanlar kelebeklerden üstün görmemeliler kendilerini , onlara verilen hayat bellidir tıpkı bize verilen hayat gibi. Zorlamamak gerek 4. günde yaşayım diye. Yoksa ya deli olursun ya da rezil.

             Bu mudur? Mutluluk saçmalamam.
             Bu mudur? Karanlık görüşüm.
             Bu mudur? Hayattan anlayışım.

16 Şubat 2013 Cumartesi

İç içe iki kavram: Mesafeler dolu sanal alem aşkları.

 Teknolojik aşklar fazla sürmez teorisi doğrumudur? İçten içe son günlerde düşündüğüm bir konu bu. Dışa vurmanın zamanı da geldi diye düşünüyorum.

 Yanımda olduğu zaman erkek arkadaşım hayat güven verir bana. Hayata güvenmem onun yanımda olması değil tabi ki de istediğim anda ona sarılabilmek güven duygusunu aşılıyor bana. Arada mesafeler olunca bile kolunuz o kadar uzasa tabi ki böyle bir sorunu kaldırmış olurduk. Neden sarılmaya bu kadar taktın derseniz bence dokunmak sahip olmanın ana temasıdır. Hey sen beni aldatıyor musun  şrakkk bakın nasıl güven duygusunu dokunarak bitirdim. Yani dokunmak hayat demektir nokta.

 Düşünün Hürrem Sultan Süleyman'ı  seferler sırasında aylarca yıllarca bekledi belki sefer sırasında 4 5 mektup aldı belkide hiç alamadı. Ya da fazla eskilere gitmeyelim Kurtuluş savaşı yıllarını düşünün savaşa giden atalarımızın arkasında onlarca nişanlı , sözlü , evli , sevgili insanlar bıraktılar zorluklarla buldukları kağıt veya bez parçalarına yazdıkları mektupları arkada bıraktıklarına ya ulaştırdılar ya da hiç ulaştıramadılar. Arkada bıraktıkları eşleri ,sevgilileri , nişanlıları belki de anneleri ise onları hep beklediler. İmkansız aşkların yaşandığı 1950-1980 li yılları düşünün fakir zengin kız-oğlan birbirlerinden haber alamasalar da birbirlerini hep beklemediler mi? Biz napıyoruz?

 Şuanda kiminlesin ? Şuanda neredesin? Yanında ki kim? Biri facebookta senin bir kızla resmini eklemiş. Hale resmine yorum yazmış  vay kaşar Ayşe de beğenmiş. NE OLUYOR HAYDAR? NE OLUYOR VELİ? NE NE NE? İşte böyle sabırsız bir aşk yaşıyoruz. Sen onlinemisin? Bana mesaj atma twittera yaz oldu mu? Nereye gittiğini haber verme ben senin nerede olduğunu foursquareden öğrenirim. Ne kadar psikopat olduk yah. Ben yapmıyormuyum sapına kadar yapıyorum. Teknolojinin internetin nimentlerinden yararlanıyorum. Rapor sistemine dönmüş ilişkiler aşkım şuradayım, aşkım buradayım, aşkım şey yapıyordum, hayatım burnumu kaşıyordum yeter uleyn . Olması gereken aşkım buradayım mesaj atamayabilirim merak etme olmalı tabi ki. Çünkü kadınlar arar, o telefon açılmaz kadın tekrar arar o telefon yine açılmaz kadın mesaj atar cevap gelmez kadın pusuya yatar erkek arar hayatım işim vardı kadın tırnaklarını çıkarır ya da alttan alır ya da ilişki biter . Bunlar şuanda saçma gelmiş olabilir size ama gerçekten tüm ilişkiler bunu yaşıyor neredeyse. İronik biraz da trajikomik olduk ilişkilerimiz laçka oldu ama bunun çıkar yolu sadece tek kelime güven. Güven zor kazanılmaz aksine kolay kazanılır aynı hızda da pat diye biter. Geri kazanılır mı güven derseniz her insan hayatın da bir kez affetmeli , ben affettim biraz sarsıcı bir durum sonuç ise belirsizdi ama ben tatlı bir sonuç aldım.

 Hayat insana ne verir bilinmez ya da insandan ne alıp götürür bilinmez. Hayat yıkıcı bazen de can yakıcı ama yinede çok güzel. İnsan sevdiği kişiyle olduğuna eminse ne sanal alem dinlemeli ne de mesafe bence.

 Bir gün uyandığınızda sevdiğiniz insanın öldüğünü düşünsenize? Kavgalar , tartışmalar , ayrılıklar , aldatmalar nerede kaldı puuuf uçup gitti.

 Mesafeler varsa arada arayıp sesini duyun  , mesaj attın varlığınızı hissetirin  , güzel güzel resimler paylaşın orada burada sanal alemi de işin içine katmış olursunuz hem ben buradayım mantığınızı da tatmin etmiş olursunuz bu sayede. En son olarak da kollanırızı açıp ona sarılıcağınız anı bekleyin daha fazla yapa bileceğiniz ne kaldı ki ilişkinize, kendinize ve ona zarar vermeden? Koyverin gitsin hayat planlanmadan yaşayınca güzel. Çat kapı sevdiğinizin gelmeyeceği ne malum?

OFFF OFFF.

 Bu mudur? Sanal alem aşklarımız ?
 Bu mudur? Mesafelere bakış açımız ?
 Bu mudur? Sapkın ilişkilerimiz ?

8 Şubat 2013 Cuma

Daldan dala uçtum içimi döktüm.

 Farklı yaşam tarzları , farklı eğitim durumları, farklı aile yapıları, farklı kişilikler , farklı şehirler ,farklılıklar farklılıklar. Dışarı çıkıyorsunuz yanınızdakinin kim olduğunu , nereli olduğunu , size nasıl davranacağını  ya da gerçekten insani duygularının olup olmadığını bilemiyorsunuz.  En basit örneği yakın arkadaşınızın yeri geliyor kim olduğunu bilemez o insanı tanıyamaz hale geliyorsunuz. EEee hayat diye söylene bilirsiniz ama hayat bu olmamalı.

 Şirinler gibi tek kalıp olsa dünya diye dilekte bulunsam birden gerçekleşse dileğim ah ah keşke. Düşünsenize huysuz olduğunu bildiniz insana ona göre davranırsınız ya da sinirli olduğunu bilseniz birinin gayet tatlı davranırsınız alttan alırsınız, Gargamel ile karşılaştığınız da ondan kaçmanız gerektiğini bilip yaklaşamazsınız bile , güçlü olduğunu bildiniz birine sığına bilirsiniz, süslü olsa karşınızdaki insan onunu ne sevdiğini ve ona ne alacağınızı bilirsiniz bla bla bla. Artık aşçı şirin çapkını canlandırıyor, güçlüyse pısırığı canlandırıyor , meraklıyı sümsük canlandırıyor oldu. Kısacası kimin ne olduğu belli değil.

 Bir gün ormanda kırmızı başlıklı bir kız dolaşıyordu masalının gerçek olması imkansız oldu. Ne orman var ne kötü kurt, Kırmızı başlıklı kız ormanda dolaşsa önce sepetini gasp ederler, sonra akli dengesini yitirmiş bir aile babası tarafından şiddet görür, az ilerde kırmızı başlığı kırmızı ilgi çekici diye tecavüze uğrar en sonunda hızını alamayan spor araba üstünden geçer bunu gören kurt kızı kurtarır.

 Ey insanlık diye başlayan bir vahiy mi iner yoksa ey yaratıklar diye mi iner belli değil. Ne babana ,ne annene , ne teyzene , ne kardeşine , ne eşine, ne arkadaşını , ne sevgiline ne de öğretmenine.. güveneceksin artık. Kanımca insanlar kendilerinden bile korkmalılar. Hangi canlı kendine zarar verdiğini bile bile 3 sn zevk için sigara içer ki ya da en şişkin damarını bulup kendini bir şırıngayla zehirler ya da sabahı elinde kadehle karşılar. Çok daldan dala uçtum farkındayım ama içimden Bu mudur dünya diyesim geldi.

Bu mudur? İnsanlar.
Bu mudur? Hayatsız bedenler.
Bu mudur? Lan dünya.

19 Ocak 2013 Cumartesi

Savruldum rüzgarda.

 İnsanların hayatlarını sürdüre bilmesi için bazı doğa olayalarına  gereksinimleri vardır . Yağmurun yağması sonucu olarak doğal yaşam kaynağımız olan suyumuzu oluşturmasına, güneşin 12 saate yakın günümüzü aydınlatıp , ısıtmasına , rüzgarın bitkilerin üremesine yardım etmesine, enerji  kaynağı olarak kullanılmasına heeep ihtiyacımız vardır. Bunlar ilkokul bilgilerimiz evet. Kabullenmek istemedim şey benim dengemi bozmaları :Yağmur yağdığında bunalıma giriyorum resmen. Kötü anılarımı hatırlayıp hatırlayıp ağlıyorum. Yağmur bereket demektir benim içinde burukluk. Rüzgar da beni benden alıyor saçımı oradan oraya savuruyor ya çıldırıyorum. Geçenlerde nasıl bir rüzgarsa bence kasırga küt 2  adım uçtum resmen savruldum . Annem dalga geçiyor ceplerine taş dolduralım uçma kuş gibi diyerek. aklıma da yatmıyor değil hani. Rüzgar demişken küçük kum tanelerinin gözlere, ağza burna kaçmalarını saymıyorum bile. Böyle anlarda rüzgarlığın günü kurtardığını söyleye bilirim. Bir kaç rüzgarlık önerisi olarak :

 Pull & bear da keşfettiğim içlerinden birini aldığım rüzgarlıkları önere bilirim. Spor giyinmeyi seven bayanlar için günü kurtara bilirler. Hem şık hem çok cici.
Converse'nin de bu sene için güzel rüzgarlık tasırımları mevcut:
Bir çok firmanın rüzgarlık çeşitleri mevcut benim dikkatimi çeken bu iki firmanın renkli rüzgarlık çeşitleriydi. Benim için idealler yeşilli, sarılı, morlu, fosforlu seçenekleri de mevcut stokların da tükenmeden alın derim  . En azından benim  saçlarımı oraya buraya savrulup insanları kör etme olasılığını yok ettiler:)

 Bu mudur? benim rüzgar nefretim.
 Bu mudur? benim rüzgar önlemim.
 Bu mudur? benim rüzgarlık seçimlerim?

16 Aralık 2012 Pazar

Dede sakalı.

 Ruh hali değişken olan bir insanım. Anım dakikama , dakikalarım saatime . saatlerim hiç bir zaman ruh halime uyum sağlamıyor. Şöyle ki : küçüçççük şeylerden çok tutkulu şekilde mutlu olurum fakat toplu iğne başı kadar şeylere adam öldürürüm , kıyamet kopsa çay içerim gamsızlıktan , dışarıdan ses gelse hırsız değil uzaylılar geldi sanırım .  Aslın da ben dede sakalına bile ( bana göre dede sakalı halk arasında; pamuk şekeri) mutlu olurum.
 Benim için dede sakalı demek şımarıklık yaparak babamın omuzlarından inmedim 2-6 yaş aralığım demek , pazarda annemle alışverişe çıktığımızda dede sakalına 'bakıcaaam' diye kaybolmam demek , dede sakalı demek dedişimin ananeşimin elinden tutup saatlerce gezmem demek. Her dede sakalı gördüğüm de helikopterle dünya turuna çıktığımı bile hayal edebilecek kıvama gelirim. Çocukluğumdan yaşlılığıma her pamuk şekeri gördüğümde ellerimi birbirine kavuşturup ne olur bana dede sakalı alalım diye çığlık atacağımı  bilerek yaşıyorum . Yaşattırıyorum yanımdaki her insana. Beni seven , dede sakalı alsın bana.

 Bu mudur? benim dede sakalından da olsa mutluluğum?
  Bu mudur? benim anlık mutluluğum?
  Bu mudur? benim kıyamet anlayışım?

27 Ekim 2012 Cumartesi

Savurgan biriyim.

 Savurganım. Para bulduğum zaman harcarım. Cebimde param olsun soluğu alışverişte alırım. Giymesem de alırım bir şeyler üstüme başıma.
 Çok büyük bir kalbim varmış gibi de hissettim an herkesi severim. Arkadaşım çoktur bu yüzden . Karşılıksız severim. Ohooo sevilmicek insanları bile seve bilen bir kalbim vardır. Kimse sevmez arkadaş grubumdan birini ben deli gibi sahip çıkıp severim. Sevgi konusunda da savurganım buraya bağlıcaktım.
 Zaman konusunda da savurganımdır hiç tereddüt etmeden paylaşırım. Bir arkadaşımın canımı sıkkın sabaha kadar konuşa bilirim onunla , teselli ederim , aklımca öğüt veririm en olmadı sarılıp uyurum. Sevdiğim insanla bir ömür geçire bileceğim zaman dilimini bana söyleseler şimdiden, planlayıp program edip uygulamaya koyarım. O kadar psikopatım.
 Aşk konusunda pek savurgan olamıyorum. Aşık olduğum insan bir benim olmalı bir benim yanımda olmalı istiyorum. Kısıtlayıcı değilimdir kısıtlanmaya da hayattttta gelemem hemen kanlı bıçaklı olurum ama aşk girince araya 'bana neler yapacağını söylermisin bugün' moduna geçiyorum. Antenlerimi açıp tehlikelere karşı gardımı alasım geliyor. Kim tehlike zili çalsa hem bana hem ona hayatı zorlaştırıyorum ya ben ya o kaybedinceye kadar. Genelde ben kaybediyorum ama gurura yenik düşemem sonuçta. Ben bir kerede aşık olmuyorum ki aynı adama defalarca kez aşık oluyorum. A dese a sına z dese z sine aşık oluyorum. Bunu bir kez yaşamış olsam da hala yaşıyorum. Hayatımda ki insana onlarca kez aşık oldum. Her ne yaşamış olsak da.   Her kim ne demiş olsa da . Aşk zor iş bir kere iki kişi arasın da sen ve o vardır; Ali , Fatma veya Hayriye ye yer yoktur. Yer olmadığı zaman aşk yaşanıyor ya gerçekten.Dünya renk cümbüşüne dönüyor zaman duruyor geriye kahkahaalar ve eğlenilen yer kalıyor. Seviyorum aşk da savurgan olmama mı az da olsa çünkü böylesi daha güzel.  Hayat anlamlı olduğunu gösteriyor. Bebeklikte olsan, gençlikte olsan , sevgililikte olsan hayat güzel oluyor. Kendim oluyorum , kendim olmayı da seviyorum. Biliyorum süper kahramanım da beni seviyor.
 Güven konusunda da savurgan olduğum aklıma geldi birden. Her önüme gelene pat güvenirim. Resmen, annem bana güven duygusunu pazardan almış. Hayatıma giren herkese güvenmeye çalışırım çünkü güven koşulsuz mutluluğu getirir. Eve gelen sucuya güvenmesem nasıl içe bilirim o suyu gönül rahatlığıyla? Arkadaşlarıma , aileme , iş arkadaşlarıma , sevgilime koşulsuz güvenirim kısacası. Bu yüzden çok kalbim kırılmış olsa da bir türlü akıllanmadım.
   Bu mudur ? benim savurganlığım?
   Bu mudur? akıllanmaz yanım?
   Bu mudur? aşkımın savurganlık  tanımı?

3 Ekim 2012 Çarşamba

Korkularım.

 İnsan korkularıyla  nasıl yaşar? Sevilmemekten korktuğum kadar hiçbir şeyden korkmuyorum. Hayatım da çok sevip sevilmediğim olmadı. Olursa ? Ya da olmuşsa?
 Ağlamak isteyip ağlayamamaktan da çok korkarım. Gözyaşlarım süzülmediğin de yanaklarımdan, sanki bir daha atmıcakmış gibi ağrıyor kalbim.
  Aşık olduğumda, aldatılmaktan da korkarım. Söz biter o anda, aşk biter , sevgi yok olur ve o gider.
 Yalan söylemekten de korkarım . Söylediğim yalanı unuturum, doğrusunu elbet söylerim çünkü  .
 Yaralı kalple yaşamaktan da korkarmışım. Her nefes alışımda içim yandığında anladım. Yaran kanar, o yanan ateşi söndürmez kanın ama daha çok körükler yaranı. Canın acır ama susarsın bazen. Susman gerekir. İçine atarsın sustuğun ne varsa. Söylersen yaranı bir açarsan leş sinekleri doluşur yarana bilirsin susarsın.
  Korkak mıyım neyim? Aslın da palyaçolardan da çok korkarım. Başı boş köpeklerden de. Hemcinslerimden de çok korkarım şeytan nefesi var hepimizde ne de olsa. Uyurken deprem olmasından da çok korkarım. Yemek yerken yemeğin  boğazıma kaçmasından da korkarım. Savaş çıkmasından da çok korkuyorum. Ailemi kaybetmekten de çok korkuyorum. Korkağım.
  İnsan korkularından uzak durmalı derdi dedem. Ama korkularımla yüzleşmem gerekmez mi?
 Bu mudur ? benim korktuklarım.
 Bu mudur? kendime eziyet ettiğim korkularım?
 Bu mudur? korkaklığım.